Makale Dizini

1.6 Çevre Kirliliği İzleme ve Kontrolü


1.6.1 Kirlilik Önleme: Yöntem ve Araçlar

Almanya’da hava, gürültü ve su gibi çevre alanlarında rutin ölçümler yapılmaktadır. Bu önlemler, güvenliği sağlamak ya da kaliteyi arttırmak için gerekli olan herhangi bir önlemi değerlendirmek için böyle ortamların kalitesinin kontrol edilmesini sağlamaktadır. Çevresel hava kalitesini izleme amaçlı yapılan ölçümlerin yasal temeli, “Federal İmisyon Kontrol Kanunudur” (Bundes-Immissionsgesetz, BImSchG [1]). Bu, potansiyel olarak çevreye zarar verebilecek olan tesislerin kurulumu ve işleyişi için olan gereklilikleri içermektedir. Yasal ve idari düzenlemeler, bu gereklilikleri daha somut hale getirir.

Bu düzenlemelere uyulmasını garanti altına almak için, BImSchG hükümet yetkililerine, ya düzenli aralıklarla kesintili emisyon izleme ya da kütle akımlarının sürekli ölçümler aracılığıyla büyük olup olmadığını düzenleme imkanı verir. Emisyon izleme, Federal İmisyon Kontrolü Yasasında [1] sağlanan ölçümlerin kataloğunun bir parçasıdır. BImSchG, hükümet onayı gerektiren tesislerin işleyişi ve kendini izlemesinin özel standartları yerine getirmesini gerektiren yasal önlemler alması için Alman Federal Hükümetini yetkili kılmaktadır.

Emisyon izleme için Avrupa çapında bir gereklilik mevcuttur:

  • Büyük ölçekli yakma tesisleri için 2001/80/EG [16]
  • Evsel atıkların yakılması için 2000/76/EG [17]
  • Organik çözücüler kullanan belirli eylemler ve tesisler için (VOC (Uçucu Organik Bileşikler) -Kılavuzu) 1999/13/EG

Avrupa kılavuzu, belirlenmiş zaman limiti dâhilinde ulusal hukukun geçerli bir parçası haline gelmelidir. Ulusal yasalar zaten kısmen AB gerekliliklerini içermektedir. Durumun böyle olmadığı yerlerde, kanunlar revize edilecek ya da yeni yasalar başlatılacaktır (örn; 17. BImSchV of 14 Ağustos 2003’ün gözden geçirilmiş versiyonu).

Arazi kirliliğiyle ilgili, son zamanlarda geliştirilen merkezi bir izleme aracı, eyaletler tarafından belirlenen ve arazi türleri, toprak, arazi kullanım profilleri ve kirlilik yüklerinin temsili bir kesit alanını içeren ülke çapında uzun süreli toprak izleme alanları ağıdır. Bu alanlarda toprak kalitesi, toprak kimyası, zemin fiziği ve toprak biyoloji çalışmalarının kapsamlı bir programında belgelenmiştir. Alan biyosönozlarında (biyolojik komünite) iklim verileri, madde giriş ve çıkışları ve değişiklikler madde akışını değerlendirmek için sürekli ölçülmektedir. Bu veriler, hem mevcut toprak kalitesini kaydetmek hem de gelecekteki değişiklikleri tahmin etmek için kullanılmaktadır.

Aynı ölçüm nesnelerini araştırmak için kullanılan farklı ölçüm yöntemleri, her zaman karşılaştırılabilir sonuçlar vermemektedir. Daha net olmak gerekirse: ölçüm nesnesi, en sonunda sadece ölçüm yönteminin seçimiyle tanımlanır. Bu nedenle, farklı alanlarda farklı yöntemler kullanılırken ölçüm sonuçlarını karşılaştırılabilir hale getirmek için ölçüm ve analiz yöntemini standartlaştırmak zorunludur. Yayınlanmalarından önce, [DIN ve VDI] düzenlemeler, ilk olarak en kapsamlı testlere tabi tutulmuştur. Bu ölçüm prosedürleri, sahip olabilecekleri sınırlamaların yanı sıra istatistiksel karakteristik değerini ve böyle prosedürlerin kullanılacağı potansiyel alanları kapsamıştır. Standartlaştırılmış ölçüm yöntemleri, bu nedenle emisyonların belirlenmesi için etkili bir araçtır.


1.6.2 Çevre Kirliliği Kontrol Uygulamalarının Yasal Yönleri

Federalizm reformu temelinde, 2006 yılında Alman hükümeti, başlangıçta otuz yıl önce gündeme getirilen kapsamlı bir Çevresel Kanunu derleme projesini başlatmıştır. Yasama yetkilerinin yeniden düzenlenmesi, temelde çevre hukuku kapsamındaki bütün önemli konuların uygulanabilir bir ülke çapında “geniş kapsamlı kanunlaştırmayı” mümkün kılar. Günümüzde Federal Hükümet, önemli çevresel konularda çerçeve mevzuatını oluşturma yetkisini elinde bulundurur: mevzuat, “eşzamanlı mevzuata” tabidir.

Federalizm reformu, Avrupa Hukukunun Almanya’da uygulanışını geliştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlar. Federal Hükümet ve Devletlerarasındaki yetkilerin yeniden düzenlenmesinin, en sonunda daha iyi ve hızlı bir Avrupa hukukunun uygulanışını sağlayıp sağlamayacağı görülecektir. Her durumda, reform, aşağıdaki bölümlerden oluşan birleşik bir Avrupa Kanunu (UGB) oluşturulmasının yolunu açmıştır:

  • Çevre hukukunun genel amaçları ve ilkeleri,
  • Sektörler arası çevresel konular,
  • Projeyle ilgili çevre hukuku (entegre proje lisansı, müdahale önlemleri ve izleme, işletmelerde çevre koruma, çevre yönetimi sistemleri),
  • Su yönetimi,
  • Doğa koruma.

Sektörler arası odaklı Çevre Kanunundan bağımsız olarak, Almanya’da farklı çevresel konuların yasal düzenlemeleri yürürlüktedir. Aşağıda, toprak kirliliğinin kontrolü için mevcut düzenlemeleri ilgili toprağın kalitesine bir örnek olarak işaret edeceğiz. Toprak kalitesinin değerlendirilmesindeki büyük bir problem, mevcut verilerin farklı idari düzeylerde toplanmasıdır. Bu veriler, uyumlu hale getirilmeli ve işlenmelidir, toprak bilgi sistemlerine eklenmeli ve yorumlanmalıdır. Toprak koruma, karmaşık, disiplinler arası bir alandır ve toprak koruma yönlerini diğer sektörlerin mevzuatıyla birleştirerek gözle görülür bir ilerlemenin kaydedilmesi için ulusal toprak koruma kanununun diğer ilgili kanun alanlarıyla daha iyi örtüşmesi gerekmektedir.

Sektör mevzuatının emsal niteliği taşıyan alanları aşağıdakileri kapsamaktadır:

  • Kapalı Madde Döngüsü ve Atık Yönetimi Kanununun belirli hükümleri (Kreislaufwirtschafts und Abfallgesetz).
  • Tehlikeli maddelerin taşınması ile ilgili hükümler
  • Gübre ve bitki koruma yasası
  • Genetik mühendisliği yasası (
  • Federal Orman Yasası (Bundeswaldgesetz) ve eyaletler orman kanunu
  • Arazi toplulaştırma kanunu
  • Ulaşım yollarının inşaatı, tadilatı, bakımı ve işleyişi ve trafik ve ulaşımı düzenleyen hükümler
  • İnşaat planlama yasası ve yapı yönetmelikleri
  • Federal madencilik yasası
  • Federal kirlilik yasası

Federal Toprak Koruma ve Kirlenmiş Sahalar Yönetmeliği (Bundes-Bodenschutz- und Altlastverordnung ya da BBodSchV) Almanya’da toprak koruma yasasının uygulanmasına ilişkin başlıca yasal araçtır. Federal Toprak Koruma ve Kirlenmiş Sahalar Yönetmeliği, Federal Toprak Koruma Yasası kapsamında tanınan bazı güçlerden faydalanmaktadır:

  • Yönetmelik, şüpheli sahalara, kirlenmiş sahalara ve toprak bozulmasına dair bir inceleme ve değerlendirme yapmayı içermektedir ve örnekleme, analiz ve kalite güvence koşullarını belirlemektedir.
  • Belirli alanlar için iyileştirme araştırmaları ve iyileştirme planları için arındırma, muhafazaya alma, koruma ve sınırlama önlemleri ve ek koşullar aracılığıyla tehlike önleme için şartları ortaya koymaktadır.
  • Toprak bozulmasının önlenmesi için gereklilikleri içerir.
  • Son olarak da, tetikleyici değerleri, eylem değerlerini, önleyici değerleri ve izin verilen ek kirlilik yüklerini belirtir.

Mevcut çerçeve mevzuatında bir duraklama ya da hatta zayıflama her koşulda önlenmelidir. Aksine, etkili doğa koruma için temel ön koşullar yasayla güvence altına alınmalıdır. Bunlar özellikle aşağıdaki maddeleri içermektedir:

  • Arazi kullanımında sera gazı emisyonlarıyla ilişkili değişiklikler de dâhil olmak üzere, maddi tazminat yerine gerçek anlamda uygun tazminat tercihiyle birlikte müdahalelerin düzenlenmesi,
  • Siyasi karar almanın her kademesinde zorunlu planlama prosedürlerini muhafaza ederek arazi planlaması
  • Korunan alanların sisteminin geliştirilmesini ve daha da genişletilmesini sağlamak
  • Sektör mevzuatında çok fonksiyonlu önlemlerin geliştirilmesini ve araçların kullanımının koordine edilmesini zorunlu hale getirerek doğa koruma, toprak koruma ve su yasası arasındaki arayüzleri geliştirmek
  • Büyük ölçüde iklim korumayla ilgili olan tarımın yol açtığı çevresel zararları azaltmak için yapılan iyi uygulamaların düzenlenmesini daha da geliştirmek
  • Ekolojik denge ve biyoçeşitliliğin durumu ve faaliyet gösterme etkililikleri üzerine bilgi sağlamak için etkin bir veri tabanı oluşturarak çevresel durumu izlemek.

1.6.3 Uluslararası Anlaşmalar

Küresel çevre koruma ve kaynak koruma çerçevesinin şekillendirilmesine yardımcı olmak, Alman kalkınma politikasının önemli bir parçasıdır. Alman uzmanlar, uluslararası anlaşmaların hazırlanmasına ilişkin diğer ülkelerden oyuncularla aktif bir şekilde çalışmaktadır. Örneğin, Orman İlkeleri Bildirimi, Kyoto Protokolü, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve diğer birçok uluslararası anlaşmaya önemli katkılarda bulunmuşlardır. Yenilenebilir enerjinin teşvikine yaptıkları katkının bir parçası olarak, Bonn’da Almanya Uluslararası Eylem Programının kabul edildiği Uluslararası 2004 Yenilenebilir Enerji konferansına ev sahipliği yapmıştır.

Bütün bu anlaşmaların ortak bir amacı vardır; o da çevreyi korumak ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını mümkün kılmaktır. Bunun bir yönü, kaynak tüketiminin, dünya genelinde, özellikle de sanayileşmiş ülkelerde, sınırlanması gerektiğidir. Ancak bu, yoksul ülkeleri daha ileri gelişme temelinden mahrum bırakmamalıdır. Bu nedenle, Almanya çevresel ve kaynak koruma önlemlerini uygulama çabalarında gelişmekte olan ülkelerin yanı sıra sanayileşmiş ülkelerle de yakın işbirliği içindedir.

backnext

Dahili Ağ